Sosyal medya mecralarının gerçeklik algımızı bozduğu artık bir sır değil. Orada gördüğümüz fotoğraf, video, bilgi hatta takipçi sayısının tamamı teyide muhtaç. Bugün “bilgi güvenliği” ile birlikte, dezenformasyon ve kitle manipülasyonu ile mücadele de önemli bir çalışma başlığı hâline geldi.
İletişim ve gazetecilik eğitimi almış biri olarak, her yeni mecrayla tanışıyor; mesleki refleksle izliyor, anlamaya çalışıyorum. Şunu çok net söyleyebilirim: bu mecralarda organik yollarla kısa sürede büyümek neredeyse imkânsız. Günde birkaç paylaşım yapmak, organik yollarla hesabı büyütmek, takipçi sayısını artırmak bile ciddi emek ve zaman istiyor. Buna rağmen kısa sürede yüz binlerce, hatta milyonlarca takipçisi olan ve “fenomen” hâline gelen hesapların büyüme hikâyesi de uzun süredir tartışma konusu.
Son dönemde yapılan uyuşturucu, yasa dışı bahis, kara para ve fuhuş operasyonları ile suç şebekelerinin sosyal medya üzerinden parlattığı hayatlar yeniden gündemimize girdi.
Gençlerin Referans Kayması
Daha önce sık sık ifade ettiğim gibi; önceden çocukların ve gençlerin birincil referans noktası aile ve okul çevresiydi. Günümüzde artık sosyal medyadaki her bilgi, her görüntü, her hikâye gençler için bir referans oluşturuyor.
Kültürel aktarım için geleneksel kanallarımız kapandı. Artık, çocuklar, gençler sınırsız kaynaktan, sınırsız bilgi bombardımanına maruz kalıyor. Ailelerin ve eğitimcilerin bu referansları ‘doğru-yanlış’ diye tek tek ayıklaması ise neredeyse imkânsız.
Zygmunt Bauman’ın “akışkan modernite”de ‘…yeni koşullara uygun yeni yaşam kiplerinin henüz icâd edilip, yerine konmadığı ve uygulamaya geçilmediği bir dönem’’ diye tarif ettiği sanırım bu günler.
Sosyal medya paylaşımları, takipçilerine sadece sonuçları sunuyor. Sinema filminden veya dergi kapağından fırlamış boyalı, pırıltılı bir hayat… O sonuçların arkasındaki (varsa) emek, zaman, fedakârlık ya da –son operasyonlarda gördüğümüz gibi– suç, karanlık ilişkiler ve sahtecilik gizleniyor.
Kolay zenginlik ve şöhret ile kazanılan hayatlar, gençlere yeni referanslar olarak gösteriliyor. Değerlerin de anlam kayması yaşadığı günümüzde, iştah açıcı pırıltılı hayatlar ile gençler, suç örgütlerinin açık birer hedefi haline getiriliyor.
Balon Patladı
Sosyal medya platformlarının sunduğu hizmetler için ‘’bir hizmet bedava ise, ürün sensin.’’ Denir. Bu söz tüm olup biteni özetliyor aslında.
Emeksiz, zahmetsiz, kısa sürede ulaşılan şöhret ve zenginlik söylemi ile vadedilen bir hayatta, ürün ne yazık ki gençler…
Özellikle çocukların ve gençlerin gerçeklik algısını bozan bu hesapların arka planını, son dönemde gerçekleştirilen operasyonlarla daha net gördük. Milyonluk takipçilerin birçoğunun aslında balon olduğu; lüks seyahatlerin ve sınırsız harcamaların kaynağında yasa dışı gelirlerin bulunduğu açıkça ortaya çıktı. Bu tablo, özellikle çocuk ve gençlerin gözünü boyayan “kolay para kazanma” ve “zahmetsiz hayat” vaadinin, büyük ölçüde yasa dışı bir zemine dayandığını apaçık gösterdi.
Parıltılı Dünya Safrasını Kusuyor
Sanal alemin, fenomen ve lüks hayat üzerine inşa ettiği kirli dünya, safrasını kusuyor. Uyuşturucu, sanal bahis, kumar ve fuhuş operasyonları ile pırıltılı hayatların ardındaki bataklık ifşa edildi; toplumun önüne serildi.
Bu operasyonlarda görev alan, emeği olanların hakkını teslim edelim. Çünkü yalnızca adli olarak suçla mücadele edilmiyor; aynı zamanda gençlerin maruz kaldığı büyük bir algı tuzağının, kitle manipülasyonunun, parlatılan hayatların da maskesi düşürülüyor.
Bu süreçte pek çok genç ve ailelerinden duyduklarım da ümit verici. Patlayan balonun, kendilerine ‘ideal’ olarak sunulan hayatların düşen maskesinin farkındalar.
Son söz; Suç, eğlence değildir. Eninde sonunda hesabı verilir. Hiçbir suçlu hukuktan kaçamaz. Hiçbir lobi devletten büyük değildir.
Yeni Şafak